Adanalı kadınlardan 'Mustazaflar Haftası' etkinliği
Adanalı kadınlardan 'Mustazaflar Haftası' etkinliği Mustazaflar Cemiyeti Adana Şubesi kadınlara yönelik ' Mustazaflar Haftası' etkinliği düzenledi.



Adana'da kadınlara yönelik düzenlenen "Dünya Mustazaflar Haftası" programında, İslam coğrafyasında Müslümanların çektikleri zulüm ve sıkıntılar anlatıldı.

Mustazaflar Cemiyyeti Adana Şubesince, MEKTEB-DER Konferans Salonu'nda gerçekleşen etkinlik, Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Mazlum, zalim ve zulüm kavramlarının anlatıldığı, şiir dinletisi ve tiyatro gösterimi ile devam eden program, küçük kız çocuklarının seslendirdiği ilahi ve ezgilerle devam etti.

Programa konuşmacısı olarak katılan Hacer İnan, geçmişten günümüze mazlum ve mustazafların çektiği sıkıntıları dile getirdi.

“Ege'de karaya vuran bebekler film izler gibi seyrediliyor”

İnsanlık tarihi boyunca mustazafların hep var olageldiğine vurgu yapan İnan, “Hicri 1437'inci yılında olduğumuz şu dönemde İslam âlemi üzerine kâbus gibi çöken bir zulüm çağını yaşıyoruz. Tüm dünyada sağımıza bakıyoruz oluk oluk kanlar akıyor. Solumuza bakıyoruz; Müslümanların çocukları denizlerde boğuluyor. Önümüze bakıyoruz; kapkara bir ufuktan başka bir şey göremiyoruz. Küçücük bebekler Ege'de karaya vururken dünya Müslümanları sanki bir film izlerler gibi seyre dalmış sadece hayıflanmakla yetiniyor.” diyerek çağın mustazafları ve zulme sessiz kalan Müslümanların içler acısı haline dikkat çekti.

İnan, “Suriyeli bir çocuk diyor ki: ‘Ey Müslümanlar! Bize sahip çıkmadınız, hepinizi Allah'a şikâyet edeceğim.' Yine bir başka çocuk açlıkla kıvranırken, ‘Allah'ım, beni yanına al ki cennet nimetlerinden yiyeyim.' diyordu. Onlar bu haldeyken bizlerin dert ettiği şeylere bakıyoruz: dizi filmler, lüks eşyalar, alışveriş.” ifadeleri ile mazlumlara karşı duyarsızlıkları dile getirdi.

“Müslümanların zilletten kurtulması için bedel lazım”

Ümmetin içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulma yollarını da aktaran İnan, “Müslümanların zilletten kurtulması için üç damlanın akması lazım. Bunların birincisi; Allah yolunda yorulurken dökülen ter. Allah yolunda yorulanın döktüğü terle Allah'ın rahmeti celb edilir. İkincisi geceleyin herkes yattığında seccade başında dökülen gözyaşı. En başta günahlarımız için tevbe gözyaşları olmalı. Sonra ümmetin kurtuluşu için yetimleri için. Üçüncüsü ve belki en önemlisi ise Allah yolunda dökülen kan; Yasin'in kanı gibi, Aytaç Baran'ın akmış olan kanı gibi, Tekir'deki yiğit Selahaddin'in kanı gibi.” diye konuştu.

“Kendimizi düzelteceğiz ki ümmet felaha kavuşsun”

Toplumun kendini ıslah edip düzeltmediği müddetçe zulüm düzeninin son bulmayacağına işaret eden İnan, “Namazlarımızı düzeltmedikçe hiçbir şeyimiz düzelmeyecek. Selahaddin Eyyubi'yi 8 yıl harekete geçirmeyen, bekleten sebep buydu; halkın namazdaki gevşekliği. Filistin'de sabah namazları neredeyse Cuma namazı gibi kalabalık kılınır. Filistin'i israil'e teslim etmeyen, Filistin'i yıkmayan belki de budur. Namazlarımızı düzelteceğiz ki kendimizi düzeltelim. Kendimizle birlikte ailemiz düzelecek. Ve en sonunda da ümmet düzelecek ve felaha kavuşacak inşaallah.” dedi.

Konuşmanın ardından program, mazlum ve mustazafların kurtuluş ve zaferi için yapılan dua ile sona erdi. (Ayhan Kaya-İLKHA)


 
557 kere okundu.
Diğer Haberler